26 Nisan 2011 Salı

Bugün...

Aslında öylesine bir gün... Ama güneşli bir gün.. Pırıl pırıl,aydınlık bir gün... Hani temiz havalar vardır ya ruhunu deler insanın, aşık eder, başını döndürür, aklına şarkı isimleri getirir işte öyle bir hava, öyle bir gün... 
Gerçekte kafamı kaldırdığımda dev camların arkasında, nadide(!)  bir eser olan uzun upuzun bir banka binası görüyorum. O uzun binanın etrafından da yine ondan güzel binalar var... Yeşil yok denecek kadar az, maviyi gökyüzü dışında zaten arayan yok. Durun bir dakika güzel bir müzik açmam lazım.... Açtım biraz klasik olacak james blunt açtım... Şimdi devam edebilirim. Maviyi gerçekte arayan yok... Ama eminim benim gibi gözünün önünden mavi gitmeyen -hele hele de bu havalarda - birçok insan vardır... Şimdi gerçeğin dışına çıkıyoruz. Öğle arası veriyoruz. Birazdan zaten gerçeğe dönmek zorunda kalacağız
Arkdaki bina olmasın... 
Biz de yeşilin ortasında olalım.. Hatta hava daha da sıcak olsun, Ayakkabı da olmasın..Güzel müzikler çalsın...İkimiz doya doya oynayalım.. Ondan çaldığım tüm vakitleri -nitelikli vakit geçirme gibi tüm uzman söylemlerini lüften bir kenara bırakalım, en azından ben bıraktım- bir anda geri verebileyim... Küçük ayaklar çimlere bassın... Telefonlar çalmasın, hatta olmasın! . Önce yürüyelim, sonra koşalım, top oynayalım, çimlerde yuvarlanalım, ben ondan da çocuk olayım... Çocuk olmayı özledim. Sonra mavi ile buluşalım... Küçük ayaklar sulara girsin... Gözlerime su sıçrasın, tuzu yaksın.. Taş atalım denize, taş sektirmece oynayalım.. Kocaman bir gün geçsin, ama hızlı da geçmesin. Yavaş yavaş, her saniyesinde o mis gibi havada yükselen sıcak güneşi hissederek, renkler tüm hayatlarımızı ısıtsın, tüm acıların üzeri kapansın, tüm olumsuzluklar güneşin altında erisin, tüm kötülükleri mavi çeksin...Ve iki çocuk olalım, minicik ayaklar suları sıçratsın... Ve iki çocuk kalalım bu aslında olmayan öğle arasında camdan şehirdeki tek maviye;gökyüzüne bakarken kurulan bir hayal, hadi iki çocuk buluşalım
.

Hiç yorum yok: