19 Mayıs 2011 Perşembe

SORU GÜNÜ

Sorularım var benim...
Bu soruların yanıtlarını da  insanların özel hayatlarından, kim hakkında ne dediklerinden daha çok merak ediyorum. Çünkü özel hayatları benim meselem değil ya da ne dedikleri.. Her ikisinin de muhattapları vardır, yoktur, çoktur beni ilgilendirmiyor. Benim derdim kafamdaki sorularla... Şimdi soruyorum...
- On kişiye ilişkin görüntü var deniyor, dördünü yayımladılar, altısını yayımlamadılar, üstelik bir başka partiye ilişkin de görüntüler olduğu iddiası var... Yani kabaca bir tahminde bulunalım, hadi 15 kişi olsun... Farklı partilerden 15 kişiyi kaç kişi takip eder? En az 15... Bu 15 kişiyi tespit etmek için muhtemelen aslında daha fazla insan takip edilmiştir, ama bu on beş kişi bu görüntüleri vermiştir. Peki 15 kişinin özel mekanlarına girip kameraları yerleştirmek için kaç kişiye ihtiyaç vardır. Biri kapıda bekler, diğeri içeri girer, biri yerleştirir hesabı yapılabilir. Bitmedi.... Dört kamera aynı anda kayıt da ise hangi bilgisayar ya da nasıl bir sistem aynı anda dört kameradan gelen görüntüleri hafızaya alabilir. O sistemin başında kaç kişi vardır? Yükleme sonra nasıl Portekiz ve Abd'den yapılabilir ?
Hadi diyelim ki, tüm bunları iki kişi yaptı, teknolojik anlamda mümkün mü ? Bu kadar yetenekli(!), organize (!) iki kişi var mıdır ?
Merak ettiğim sorular bunlar.... Yanıtları bir gün ortaya çıkar mı bilmiyorum... 
Şimdi gelelim işin bir diğer boyutuna...Görüntüleri ortaya çıkmayan ama, haklarındaki iddialar "pislik" başlığıyla verilen altı isim... Seversiniz, sevmezsiniz; doğru bulursunuz, bulmazsınız; bana ne dersiniz,demezsiniz. Ama hiç düşündünüz mü ne yapıyorlardır diye.Ben size birini söyleyeyim, ismini vermeyeceğim. Kendini evine kapattı. Sokağa çıkmıyor, çıkmıyor çünkü endişesi "ya biri dönüp bana bir laf söylerse, ben ne yaparım, kendimi tanıyorum yığılıp kalırım " diyor. Bir tek bu değil, aynı isim Lideri Devlet Bahçeli'nin dünkü konuşmasını da üzüntüyle karşılamış."Keşke istifamızı istesiydi, verir giderdik. Bu iddialar altından kalkabileceğim iddialar değil " ifadesini kullanıyor. Sanıyorum diğer beşi gibi o da kendini sorguluyor, tüm seçim masraflarını kendi cebinden karşıladığını, hırsızlık yapmadığını söylüyor. Sanıyorum her ne olursa olsun çok zor bir süreç.
Şimdi bir başka boyutu işin... Bazan tüm bu koşuşturma arasında, tüm son dakikalar, haberler , yapılan açıklamalar arasında nefes almaya çalışıyorum. O anlarda da kendi kendime "yahu biz ne konuşuyoruz " diye soruyorum. Biri bana Türkiye'nin sorunu yok mu ? dese, "kafayı mı yedin " yanıtını veriririm. Çünkü öyle büyük sorunları varki aslında, bazı anlar unutuyoruz belki ama bu ülkede sürekli insanlar ölüyor, savaş var ülkede, bir yanı yanıyor bu ülkenin.. Başka sorunları da var başka ülkelerde olmayan...Manyaklar çocukları öldürüyor, kadınlar şiddete uğruyor, eğitim sistemimiz sorunlu, aç gezen insanlar var, kapıda ekonomik kriz var -girer mi girmez mi bilemem ama - kapının önünde bekliyor...Peki bu kadar sorun arasında biz aslında neyi konuşuyoruz diye bazan bağırmak istiyorum... 

Hiç yorum yok: