26 Ekim 2011 Çarşamba

IŞIĞI GÖRÜYOR MUSUN?

Işığı görüyor musun?
...
Işığı görüyor musun?
....
Işığı görüyor musun?
Görüyorum...
O benden hiç tanımadığım adamların aldığı hayatın ışığı...
Evet görüyorum, ama sesim çıkmıyor. Size ışığı gördüğümü söyleyemiyorum, çığlık bile atamıyorum,  Üzerime yıkılırken bina, sesim dehşetin karanlığında kayboldu.Sesim yok...Sesim karanlıkta kaldı. 
Korku dolu karanlıkta,ezik bedenimi oynatamazken,acılar içinde kıvranırken o ışığı görüyorum. Biliyor musunuz , karanlıktan korkar çocuklar....  Karanlık korku taşır çocuklara. Bir el buldum korkarken, omzumun hemen üstüne kondu, sanki beni korumak ister gibi. Ama okşamadı, "korkma" demedi, diyemedi, omzumu "geçecek" hissiyle sıvazlayamadı, sıcak değildi el, karanlıkta buz gibi soğuk bir eldi, ölü bir eldi. Zaten ensemde olan ölümün ağırlığıydı o el. 


Işığı görüyor musun?
Görüyorum, şoktayım ve konuşamıyorum. Yaklaşıyorsunuz bana, hayat da yaklaşıyor, annem de , babam da. Hadi çekin kurtarın beni. Görüyorsunuz beni, çocuğum ben, her çocuk gibi karanlıktan korkan, her çocuk gibi büyüklere güvenen, her çocuk gibi ölümü bilmeyen, çok ama çok büyüsem de hep annemle kalmak isteyen bir çocuğum ben. Hadi çıkarın beni, anneme götürün, sarılsın bana...

Işığı görüyor musun?
Görüyorum... Bir sürü insan var karşımda, bir sürü ışık var. Ama ben en parlak olanına gidiyorum, annemin, hayatın, evimin , sizin ışığınıza gelemiyorum... En azından artık siz beni görüyorsunuz.Kocaman açılmış kahverengi gözlerim, omzumdaki ölü el , yüzümdeki dehşetle O'yum ben. Hepinizin gece rüyasına giren çocuk, her gazetede fotoğrafı olan çocuk, hani o son fotoğraftan sonra aranızdan ayrılan çocuk, son nefesini son fotoğrafa veren...


Siz beni görüyor musunuz ?
Asıl siz beni görüyor musunuz? Gerçekten görebiliyor musunuz? Unutmayın beni olur mu? Yüzümdeki o dehşeti unutmayın. O son fotoğrafı unutmayın. Benim son fotoğrafım bu ölümlerin de son fotoğrafı olsun. Biliyor musunuz, ben 1 yaşındayken de gazeteleriniz başka ölü çocukların fotoğrafları ile dolmuştu...Daha çok çocuk, daha çok kadın, daha çok erkek üzerlerine yıkılan duvarlarla ölmüştü. Yine siz büyüklerin yaptığı duvarlarla. Hayalet kentler varken ekranlarda ben 1 yaşımdaydım. Sizin tam 12 yılınız vardı. Ben evinize ve rüyalarınıza top oynarken gelemedim, başka çocukların son fotoğrafları gelmesin evinize, girmesin rüyalarınıza... Ben son fotoğrafın son çocuğu olayım. Bugün bir yaşındaki bebekler 13 yaşında karanlıktan korkacaklar.. Onlara kimse "ışığı görüyor musun?" sorusunu sormak zorunda kalmasın... Son fotoğrafla sorduğum soruyu unutmayın, üç gün , üç ay, on üç yıl da geçse unutmayın... SİZ BENİ GÖRÜYOR MUSUNUZ ?

1 yorum:

Metin Sübekci dedi ki...

Metin Sübekci

Bugün 47 yaşına bastım.En son ne zaman ağladım hatırlamıyorum.Bu yazıyı okurken nerede ise ağlayacaktım.Etkilendim ama ağlayamadım.Beni etkilediği için Hande Hanım!a teşekkür ederim.Başarılarının devamını dilerim.