21 Mart 2012 Çarşamba

BU BAHAR...

Bahar gelince güneş açar, güneşle birlikte çiçekler açar, her ikisi ile birlikte insanların gönülleri açar… Mutluluk hissi yayılır, mis gibi bir havaya umutlar karışır…Nehirler çağlar, yeni taze suları ile , yeni umutlar taşır taze sularıyla…Normalde…
Anormalde bahar gelince bomba patlar, sarı sokaklarda insanlar birbirini taşlar, vurur, öldürür, kan akar, bunlarla birlikte kan kokusu yayılır, hava kan kokar, ölüm kokar,  ölüm her güzelliği kara renge çevirir, yanında acı getirir, öfke getirir… Zaten orada , gönüllerde öfke ve acı vardır , her yeni öfke, her yeni acı yıllardır devam eden  öfke nehirine akar… O nehir de çağlar, kanlı sularında daha çok öfke, daha çok acı, daha çok intikam ile… Öfke nehiri bizim ülkemizin tam ortasından geçer, hatta şehirlerimizin, mahallelerimizin bazen de… Öfkesi hepimizedir aslında, derdi ikiye mi bölmektir bilinmez, bilinen her baharda o nehirin daha da büyüdüğüdür. Oysa nehirin her iki yanındaki topraklara da bahar aynı anda gelir.  O toprakların geçimsiz çocukları aynı topraklarda doğarlar, aynı sudan içerler, aynı ekmeği bölüşürler, aynı baharı yaşarlar ağaçlardaki aynı çiçeklere bakıp hayal kurup, aynı bahar meyvesini yerler , aynı toprağa gömülürler ama tüm bunlara rağmen birbirlerini öldürürler…
Normalde bahar kutlamadır, anormalde bahar yastır…
Normalde bahar umuttur, anormalde bahar umutsuzluktur…
Normalde bahar uzanan eldir, anormalde ağızdan çıkan tehdit, silahtan fırlayan mermidir.
Normalde hayattır bahar, anormalde ölümdür bahar…
Biz hayatı değil, ölümü yaşıyoruz baharda….
Bir yıl daha az ölüm, bir yıl daha çok ölüm… Bir yıl ateş üzerinden atlayanın sadece ayağı yanıyor, diğer yıl bedeni, kalbi, canı yanıyor…
Bu baharda ölümü yaşıyoruz… Sarı topraklar havada uçuyor, mermi değiyor, kan değiyor, ölüm değiyor… Üstelik kimse bu baharda umut vermiyor, aksine korkutuyor söylenen sözler, bahar yazı müjdelemiyor, bahar daha çok ölüme işaret ediyor. Biri çıkıyor "Onların sistemini reddediyoruz, askere gitmeyi, Türkçe konuşmayı, vergi vermeyi artık sonlandırmalıyız" diyor. Arkasından başka bir açıklama geliyor "savaşı en yüksek düzeyde yürüteceğiz " diyor… Sonra bir başkası "Türk turizmini hedef alacağız " diyor…
İnsanın kanı donuyor, "neden bu öfke?"  sorusu geliyor oturuyor bahar dalına, kırmızı kan çiçeklerinin arasına….
Öfke öfkeyi doğuruyor, karanlık bir sarmal gibi acı veren doğum döngüsü bir türlü durmuyor. Kan çiçeklerinin arasındaki soru orada asılıyken, ard arda ölüm haberleri geliyor, ölüm dağında aynı toprağın insanları yine birbirlerini vuruyor, yine birbirlerini öldürüyor… Bahar  hayatı müjdelemiyor kanlı topraklarda… Bahar küsmüş kanlı topraklara… 1984'den, Mart 2009'a kadar 41 bin 828 insanın kanı aktı bu topraklara… Mart 2009 yani umutlandığımız son bahara kadar belki de… O son baharda "güzel şeyler olacak " denilmişti, o yılın "fırsat yılı " olduğu söylenmişti… Üzerinden tam üç bahar geçti, o fırsatı kimse değerlendiremedi, değerlendirmek istemedi, atılan adımlar karşılık bulmadı, o oldu, bu oldu, birileri o kanın gerçekten durmasını istemedi , sonunda  daha çok umutsuzluk sardı toprakları, öfke nehiri daha çok büyüdü, daha çok kan aktı, korku büyüdü. Öyle bir korku ki, ölüm korkusu,  en çok da çocuğunu kaybetme korkusu…. Çünkü topraklardaki kan en çok genç bedenlerin kanı, en çok genç cesetler gömüldü bu topraklara, genç ruhlar öfke nehirinin üzerinde nöbette  belki de… Bu yüzden en çok anneler korkuyor, nehirin bu  tarafında da , öbür tarafında da doğurmuş olsa da analar her baharda  çocuklarını kaybetme korkusu yaşıyor…  Belki de o korku, çocuğunu kurtarma iç güdüsüyle tokat olup iniyor bir yüze, belkide bu baharda hepimizin yüzüne…

Hiç yorum yok: