14 Mart 2012 Çarşamba

YARADAN VİCDAN AKIYOR ANNELİK AKIYOR BUGÜN..

Nedim Şener: Önemli olan şu; vicdan… Biz insanız…. İnsanı çürütmek üzere her şey…


Bir mavi etekteki üç düğme…
Bir sütyendeki demir balenler…
Kazınır mı insan beynine ?
İnsan bir gün üç metal düğme nedeniyle  ağlar mı ?
Kendini demirli sütyen nedeniyle aşağılanmış hisseder mi ?
İnsan üç metal düğmeden nefret edebilir mi ?
Üç düğme   ile sütyen demiri insana acıyı, öfkeyi , özlemi , isyanı hatırlatabilir mi ?
Üç düğme dibi görünmeyen siyah bir kuyudan aşağı düşer, düşerken de kocaman “acı demir atıklara “ dönüşür mü , yere düştüğünde “kocaman, sessiz, isyan çığlığı “ çıkarır mı ?
Ve o demir atıklar, yıllar aksa da kabus olmayı sürdürür, sürdürebilir mi insana ?
Üç demir düğme bir anneyi isyan ettirir mi ?
Sütyenin demirleri bir adamı ağlatır mı ?
Gözler önünde soyulur mu insanlar?
O metaller içimizde  keskin bıçağa dönüp kalplerimize, beyinlerimize saplanmaz mı ?
O yaradan kan yerine vicdan, insanlık akmaz mı ?
Vicdanımız , insanlığımız akmaz mı?
Vicdan kaybından girmez miyiz komaya?
Bir eteğin üzerindeki üç düğme, bir sütyenin içindeki balenler…
Bir çocukta ve bir genç kızda ne yaralar açabilir ?

“Bir çocuk ve  üç düğmeli bir mavi etek” ile” bir genç kız- balenli sütyenin”  acı hikayesi aktı ekranlardan içimize bugün… Akarken hepimizin “demirden  ağır acı atık metalleri “ oldu, beynimize düşen… Metallerimiz cezaevinden içeri babamızı görmek için girdiğimizde ötmedi, bizim metallerimiz kendi vicdanlarımızda öttü bugün… Öyle bir öttü ki, “insanlık alarmını “ susturmak için hesaplaşmak zorunda kaldık kendimizle.
Bugün sadece “insan”ım
Bugün sadece “anne”yim.. Tam da metal acısıyla hesaplaşırken  aynı anda aynada “üşüyen, çocuğunu göremeyen, küçücük kadınla”  karşılaşan anneyim. Göz göze gelince gülmedi bu kez, zaten gözleri çocuğunu arıyordu. Bir damla gözyaşı aktı, küçük kadın  aynadan bu tarafa geçemeden, o  damla aynayı parçaladı. Onlarca parçaya ayrıldı ayna, ayna kırıkları onlarca hayal kırıklığına dönüştü, küçücük kadının bu tarafa geçememesinin, çocuğunun elinden tutup yolda yürüyememesinin hayal kırıklıklarına dönüştü… Kırık parçalar sıçradı aynadan hepimizin üstüne… Sağımız solumuz kesildi yine… Yaradan “annelik” akıyor, yaradan “kadınlık” akıyor, yaradan “vicdan “ akıyor işte…