9 Mart 2012 Cuma

YÜZÜNÜ GÖSTERMEYEN KADINLAR….

Yüzlerini göstermiyorlar, gösteremiyorlar…
Yaşanmışlıkların derin izlerini, yüzlerindeki çizgileri merak ediyor insan… Yüzleri kadar bir de görünmeyen  gözleri… Daha doğrusu, bir zamanlar ağlamaktan şişmiş, aldığı darbelerden morarmış gözlerdeki acının, öfkenin, umutsuzluğun, yeniden başlamanın zorluk ve heyecanının göremediğimiz izleri merak uyandırıyor…
Yüzlerini gösteremiyorlar…
Ekranda sadece sesleri var. Hikayelerini anlatırken tüm duygu izlerini o seslerde arıyor insan,  “kaç gece ağladı, kaç gece acı çekti, kaç kere kaçmaya çalıştı, ne kadar öfkeli, nasıl kaçtı, hala umudu var mı ? “ sorularına o sesten yanıt arıyor insan….
Yüzlerini gösteremiyorlar… Kameraya arkaları dönük oturuyorlar, onların tanınmamaları, bilinmemeleri gerekiyor…
Yüzü olmayan kadınlar, sığınmış kadınlar, hala çektikleri şiddetin izini taşıyan , “beni bulmasın, izime rastlamasın , korkuyorum “ diyen kadınlar….
Yüzünü gösteremeyen cesur kadınlar… Cesurlar çünkü içinde yaşadıkları, mahkum oldukları korku kuyusundan çıkan , çıkabilen kadınlar… Kameraya yüzünü saklamak zorunda kalsalar da , çektikleri şiddeti saklamayıp , kurtulan kadınlar… Onlar sığınma evindeki kadınlar…
Bugün bir kere daha hatırladık onları… Şahsen inanmadığım , hatta “bu ne , niye erkekler günü yok , kim istedi kadınlar gününü “ dediğim bugün yani dünya kadınlar günü vesile oldu onları bir kere daha hatırlamaya… Her gün gazetelerde yer alan cinayet haberlerine inat, onlar  korku sarmalından kaçan, kaçabilen cesur ya da şanslı kadınlar. Kimi için korku kuyusunun adı koca, kimi için baba… Kiminin gidecek yeri yokmuş, kiminin ise çaldığı kapı suratına kapanmış… Çareyi “o” eve sığınmakta bulmuşlar, kimi yanında çocuğu ile kimi karnında bebeği ile gelmiş…
Kadınlar, sığınma evindeki kadınlar… Bugün hayatlarında ilk kez çiçek aldıklarını anlattılar, onlarla röportaj yapan CNN Türk Muhabiri Duygu Ayaz’dan…  Gösteremedikleri gözlerden o çiçekler karşısında yaş aktı bugün… Ağlarken uyardılar….
Biliyor musunuz içlerinden biri tam 13 yıldır kocasından şiddet görmüş….13 Yıl korku kuyusunda yaşamış, kimselere anlatamamış, kimse duysun bilsin istememiş, gidecek yeri yokmuş…  13 Kocaman yılın sonunda çıkmış korku kuyusundan, şimdi “kadınlar gizlemesin şiddet gördüğünü, nereye kadar gizleyecekler ? Dudakları patlayana, gözleri kör olana mı kadar ? Ben 13 yıl boyunca sakladım, kimse bilmedi, 13 yılın sonunda anlattığımda kimse inanmadı, inanmak istemedi, gizlemesinler… “ diyor…
Biliyor musunuz 100 kadından 92’si susuyor! Yani Şiddet mağduru kadınların %92 ‘si hiçbir kuruma başvurmuyor. Korku kuyusunda yaşamaya devam ediyor, yüzünü sığınma evinde olduğu için değil, dayak yediği için saklıyor ya da saklamak zorunda kalıyor. Araştırmayı yapan Uluslar arası Stratejik Araştırmalar Kurumu… Araştırmanın rakamları insanın canını acıtıyor!
Çünkü her 100 kadından 42 ‘si fiziksel veya cinsel şiddet görüyor!
Kadın cinayetleri 7 yılda %1400 arttı!
Araştırmaya göre eğitim düzeyi düştükçe şiddet oranı yükseliyor!
Okur yazar olmayan kadınların %45’i şiddet görürken, yüksek okul mezunu kadınların %11 ‘i şiddete maruz kalıyor!
Yani kadınların eğitim düzeyini yükseltmek, bilinçlendirmek, ekonomik özgürlüğünü kazanmasını sağlamak, ama her şeyden önce korkmamasını sağlamak, korunma garantisini vermek, sesini çıkarttırmak gerekiyor… Sessiz çığlık değil, bağııra bildiği kadar bağırmasını sağlamak gerekiyor.
Bir önerim daha var!
9 Mart  erkekler günü ilan edilsin! (eşitlik gereği)
Baba, koca , kardeş, sevgili tüm erkeklere gün boyu “şiddet”  ve neden uzak durmaları gerektiği anlatılsın, hatta çok isterlerse tıpkı dünya kadınlar gününde olduğu gibi erkekler gününde de erkeklere küçük ev aletlerinde, parfümlerde , kıyafetlerde yüzde 40’a varan indirimler yapılsın !

2 yorum:

Bankaciesimagdurlari dedi ki...

Bankacı eşi mağdur öğretmenlere eş durumu tayini ne zaman verilecek bu haksızlığa kim dur diyecek?

EVREN KONAKÇI dedi ki...

Yazınızda doğal olarak fiziksel şiddet gören ve daha çok maddi durumu olmayan kadınlardan bahsediyorsunuz. Doğru.Bunlar hep gizli kaldı.Aslında neden? "Kol kırılır,yen içinde kalır" sözünden.Ama okur- yazar olmayıp, maddi durumu iyi olmayan ailelerin hepsinde de şiddet yok.Ben başka gerçeği de belirtmek istiyorum. Psikolojik şiddet.Bu daha çok okur- yazar ve maddi durumu iyi olan ailelerde görülüyor.Hepsinde değil, ama önemli. Yine "kol kırılır, yen içinde kalır". Ele güne rezil olmayalım, millet gülmesin vesaire. Maddi durumda şöyle. Servet eşlerden birinin üzerinde (genelde 2001 yılından önce evlenenlerde)ve boşanırsak bir şey alamasın ve ispatlayamazsın. Çünkü susmaktan. Türkiye böyle çok aile var. Çoğunlukla kadınlar mağdur. Lütfen yanlış anlamayın, psikolojik şiddet travmaları fiziksel şiddet kadar yaralayıcı ve ölümcül olabili(r)yor.Olayın hiç bu boyut irdelenmiyor.iyi çalışmalar