6 Temmuz 2012 Cuma

4 KURŞUN


Öldüreceksiniz, çok sevmeyin bizi…
Öldüreceksiniz, kıskanmayın bizi.
Öldüreceksiniz, girmeyin hayatlarımıza…
Girecek kadar cesaretiniz var ise, efendice gidebilecek, ya da sizden gidildiğinde sükûnetle kabul edecek kadar yüreğiniz olsun.
Unutmayın ilişkilerde ceza kesilmez.
Ağır da gelse yaşananlar karşılığı küfür, dayak, öldürmek olmaz.
Bu ne kin, bu ne öfke, bu nasıl insanlık?
Bilek gücüyle mi erkek olunuyor?
Namusun bekçisi “erkek” tir diye gökyüzünde mi yazıyor?
“Ya benimsin ya toprağın “ mı bakış açınız?
Bunun bir hastalık olduğunun farkında mısınız ?
Sizi de bir kadının doğurduğunu, büyüttüğünü hatırlıyor musunuz ?
Bir insanın yıllarca aynı yatakta yattığı, her şeyini paylaştığı insandan korkmasının, kaçmasının, ondan korunmak zorunda kalmasının aslında ne büyük bir trajedi olduğunun farkında mısınız ?
Devletin karınızı, eski karınızı ya da sevgilinizi size karşı korumak zorunda kalması ya da korumaya çalışması , ne acı anlayabiliyor musunuz ?
Daha büyük trajediyi biliyor musunuz ?
Ölüm korkusuyla devlete sığınan kadını koruyacak polisin de kendi karısını öldürme ihtimalini?
Nereden çıktı şimdi bunlar demeyin…
Zaman zaman haber bültenlerinde ilk haber oluyor, zaman zaman gazetelerin manşeti… Sonra araya başka haberler giriyor, gündem değişiyor. Gözümüze ikinci ya da üçüncü sayfalarda şöyle bir takılıyor. Ama bugün Ankara’dan gelen haber kanımı dondurdu. Dondurdu çünkü bir komiser karısını öldürdü.
25 Yaşındaki genç kadın –ki o da polisti- boşanmak istedi,  komiser eşi onu Ankara’da servis beklerken yakaladı..."Boşanma davasını geri çek yoksa öldürürüm" dedi...Genç kadından “hayır “ yanıtını alınca da 4 el ateş etti...Sonra da kendi kafasına da bir el ateş ederek intihar etti...
Devlet genç polisi koruyamadı, koruma talebi kabul edildi ama koruma tahsis edilemedi ve bir kadın daha öldü, öldürüldü.
Neyi konuşacağız?
“Komiser Bey kocam beni dövdü” diye bir gün kapısını çalma ihtimaliniz olan komiserin karısını dört kurşunla öldürdüğünü mü?
Kadınların koca dayağıyla sakat kaldığını, koca kurşunuyla öldüğünü mü?
Şiddetin bir hastalık olup olmadığını mı ?
Bu hastalıklı noktaya nasıl ne zaman gelindiğini mi ?
“Ya benimsin ya toprağın” zihniyetini mi ?
Devletin alması gereken önlemleri mi ?
Hiçbirini konuşmayacağım ben. Erkeklere, polis de, öğretmen de , doktor da olsa erkeklere  de tavsiyem, sakin ve sağlıklı  bir zamanlarında aynanın karşısına geçip susmaları… Susarken babalarının annelerini, kız kardeşlerinin kocalarının kız kardeşlerini hatta ve hatta damatlarının kendi kızlarını öldürdüğünü düşünmeleri. Ne hissedeceklerinin yanıtını aynadan kendilerine vermeleri,  yüzlerinde hafif bir tebessüm görmeleri durumunda da kapsamlı bir “ruh sağlığı “ kontrolünden geçmeleri ….

Hiç yorum yok: