6 Aralık 2013 Cuma

DİYARBAKIR'DA NE OLDU ?

 

Diyarbakır
Yeryüzünün bazı toprakları insanın yüreğine dokunur…
O toprakların taş duvarlarında ölümlerin, acıların, hayallerin, umutların eskimiş izleri vardır…
Yeryüzünün bazı toprakları insanın yüreğini dağlar…
O toprakların insanlarının türküleri yüreği yakar, ağlatır...
Bazen bir sözcük, bir görüntü, bir şarkı, kullanılan dil o kenti, o kentte yaşananları özetler…
İki günde Diyarbakır’ı özetleyen görüntüler de, türküler de, sözcükler de vardı…
Ama o görüntülerin arkasında yaşananlar da vardı…

BDP Krizi nasıl çözüldü?
 

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ile Başbakan Erdoğan’ın el ele görüntüleri…
Tarihe geçen görüntülerdendi…
Osman Baydemir “Ben giderken geldiniz, ben yıllardır buradaydım, artık yolun sonuna geldim" dedi.
Başbakan “İyi de sizi ben almıyorum ki görevden" yanıtını verdi…
Karşılıklı gülümsediler..

 

Bu görüntü nasıl oluştu?
 

Aslında Osman Baydemir Brüksel’deydi, dönmeye de niyeti yoktu. Yoktu çünkü Başbakan Erdoğan’ın programında belediye ziyareti öngörülmüyordu. Hem Barzani ve Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler sebebiyle hem de Başbakan Erdoğan’ın programında belediye ziyaretinin yer almaması nedeniyle, BDP’liler de ilk günde Diyarbakır’da olmayacaklardı.
BDP’li Sırrı Sakık ile Başbakanın Baş Danışmanı Yalçın Akdoğan telefonda konuştu. Akdoğan “Bölgeye gelecek misiniz ?” sorusunu yöneltti, Sakık “Bu koşullarda gelme gibi bir şansımız yok. Başbakan Erdoğan böyle bir ziyarette önce artık Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etmeli . Barışın yolu yöntemi buradan geçer" yanıtını verdi.

Ancak baş danışman, programda böyle bir ziyaretin olmadığını söyledi. Sakık ise programa dahil edilmesi durumunda bölgeye gidecekleri yanıtını verdi. Telefon kapatıldı. Sonrasında iktidar kendi arasında değerlendirme yaptı, BDP’liler ise Ankara’da toplandı. Sırrı Sakık ve Ahmet Türk aslında cumartesi öğleden sonra Diyarbakır’a gitmek üzere programlarını yapmışlardı. Telefon çaldı, arayan başdanışmandı… Görüşmenin yapılacağını söyledi, yani Başbakan'ın önce Diyarbakır Büyükşehir Belediye’sine gideceğini… İşte bu gelişmeden sonra, BDP’liler Cuma akşamı Diyarbakır’a hareket ettiler.
 

Başbakanın mesajları
 

“Cezaevleri boşalacak, dağdakiler inecek"….
Çok mesajı vardı Başbakanın. Ama kulaklarda en çok bu yer etti… Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Esat Coşan, Leyla Zana Diyarbakır’da, Kandil’den dönen Sırrı Süreyya Önder yolda televizyondan dinlediler bu açıklamayı… Yorumlarına gelince, “Bunu söyleyen Başbakan, sözde kalmasın, kalmamalı, bu saatten sonra da kalamaz" oldu. 

Barzani sorunu
 

Verilen tüm mesajlar, ortaya çıkan tüm görüntüler arasında ise ciddi bir sorun var… Suriye’nin kuzeyi, PYD- Barzani gerilimi… BDP’liler açısından Barzani’nin tavrı.. Hatta Sırrı Süreyya Önder ‘in deyimiyle Barzani ‘nin “ayar" çekmesi… Önder kendisine çekilen ayarı CNN Türk’te Ankara Günlüğü’nde anlattı. Ama onun deyimiyle ilk ayar bu değil…

Şimdi Temmuz ayına dönüyoruz, Erbil’deki Kürt konferensına hazırlık toplantısına.  Toplantıya BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DTK Genel Başkanı Ahmet Türk’ün de aralarında bulunduğu 23 kişilik bir heyet katılmıştı. Ancak Ahmet Türk oradan erken ayrıldı, daha doğrusu konferansı terketti. Çünkü Türk’ün yanına Barzani'ye yakınlığıyla bilinen bir isim gelip , küfür de içeren hakaret etti. Ahmet Türk sinirlendi ve toplantıyı terk etti. İkinci ayar ise Sırrı Süreyya Önder’e idi. Önder ayrıntılarını Ankara Günlüğü’nde açıkladı. Kendisinin ve İmralı’ya giden BDP heyetindeki diğer isimlere suikast ihbarı aldığını anlattı.

Bu sebeple de bu son gidişine kadar güvenliğinin sağlanması için, Barzani’nin adamları tarafından Habur’da karşılandığını ve Kandil’e götürüldüğünü belirtti. Ancak bu sefer onu karşılamaya gelen kimse yoktu. Önder “Gittiğimizde kimse yoktu. Kendi gümrük işlemleri kendim yaptım, akabinde VIP salonuna geçtim, kapı duvar. Gelen araç yok mu diye sorduk, ulaşamadık kimseye, başınızın çaresine bakın dediler. Başımızın çaresine baktık ama, Dohok’ta durdurulduk, Akre’de durdurulduk ve geri dönmemiz istendi. Tartıştık, Kürtlerin töresini hatırlatmak istedim, süreç hassas dedik . Üç buçuk saat sürecek yolu 7-8 saatte aldık. Bize bir mesaj vermek kaygısıyla yapıldı" sözleriyle anlattı.

Sırrı Süreyya Önder “Bizim bir onurumuz var, onu da kimseye yedirmeyiz" dedi.
BDP bu iki olayı da “ayar" vermek olarak görüyor. Pazar günü Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde Barzani ile yapılan görüşmelerde bu konular da masadaydı. 

BDP içinde çatlak mı var?


Bu soruyu da doğrudan birçok isme yöneltme şansımız oldu.
Tüm kesimlerle yaptığımız görüşme neticesinde çatlak yok. Bazıları tarafından kameraların önünde verilen sert mesajların nedeni bu olaylar. Bazı isimler ise kameralar karşısında sert mesaj yerine sorunu çözme yöntemini uyguladı. Çatlak yok ama kırgınlık var, o kırgınlığın yöneldiği isim ise Leyla Zana. Zana'nın tüm bu gelişmelere rağmen bağımsız davrandığı ve bunun da hoş karşılanmadığı belirtiliyor.

Belediye Başkanlıkları
 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan aday adaylığını Sırrı Süreyya Önder CNN Türk Ankara Günlüğü programında açıkladı. Yazıyı diğer isimlerle bitirelim. Ahmet Türk Mardin, Sırrı Sakık Muş, Gülten Kışanak ise Diyarbakır’a aday adayı… Osman Baydemir’in hayali ise kitap yazmak…

18 Ocak 2013 Cuma

ÖLMEK YAKIŞMAZ BAZILARINA...

Bazı insanlara yakışmaz ölüm...
Çünkü bazı insanların öleceği aklınıza hiç gelmez
Öyle yaşam doludurlar ki
Öyle bir yerlerde dururlar ki
Öyle asılırlar ki
Öyle heyecanlıdırlar ki
Ölmez dersiniz
Ona bir şey olmaz dersiniz
Ve bir gün.. Onlar da ölürler...
Ve o zaman duvara çarpar  insan
Kendisinin duvarına...
Çarpan ben
Duvar yine ben...

İlk çarpışmamdı babam...
Hiç yakıştırmadım ona ölmeyi...
Hiç kabullenemedim kaybetmeyi..
Hiç "neden"sorusunu o dönemdeki kadar çok sormadım.
Bana hep "ne olursa olsun, ayaklarının üzerinde dur, bir kadın için çok önemli "derdi.
Benim televizyon habercisi olmamı da benden çok babam istedi.
Daha aklımın ucundan geçmezken, Mehmet Ali Abi ile de Ankara'da bir restoranda babam tanıştırmıştı beni...Küçük bir tanışmaydı. Yıllar yıllar sonra onunla çalışacağımı bile bilmiyordum.
Yıllar geçerken hayatımdan geçen ölümlerde birçok defa kendimle çarpıştım.Babamdan sonra bazı arkadaşlarım, anneannem... Hepimiz gibi... Hepimiz kendi hayatlarımızdaki ölümler nedeniyle kendimizle çarpışmışızdır... Bugün bir kez daha çarpıştım kendimle, Mehmet Ali Abi'nin ölümüyle..
Çok şey öğrendim Mehmet Ali Abi'den.. Hem bu mesleğe beni sokan babama, hem de çok şey öğreten Mehmet Ali Abi'ye Allah 'tan rahmet diliyorum.

Her son çarpışma , önceki çarpışmaların durduğu, kalbin en güzel , en derin yerindeki "saklı kutu"yu çıkartıyor yeniden..
Kutu açılıyor, o en çok özlediklerimiz bir bir çıkıyor karşımıza...
Burnumuzda tütüyorlar...
Özlemlerimiz benliğimizi ele geçiriyor.
Hayatın o çok normal akışı o anda kesiliyor.
Kesiklerden gözyaşları akıyor.
Normal akışa dönene kadar çarpışıyoruz; özlemlerimizle, ölümlerimizle, keşkelerimizle, gözyaşlarımızla.
Kararlarımızla çarpışıyoruz. "hayat çok kısa " sözüyle çarpışıyoruz.
"Kimseyi üzmeye değmez" sözü geliyor düşüveriyor üstümüze.
Hayat normal akışına dönene kadar , en insan halimize bürünüyoruz işte!

Her ölüm, en çok insan olduğumuz anı getiriyor bize.
Her ölüm yeniden yüzleşmeyi...
Geçmişteki acı kayıplarımıza yeniden sarılmayı...

Ben ile benim çarpışmam her zaman "ona göre yaşa" diyor!
Ona göre yaşa, bahar çabuk geçiyor, çabuk kayıyor zaman, çabuk kaybediyoruz sevdiklerimizi, ya da çabuk gidiyoruz aralarından!