14 Mayıs 2014 Çarşamba

SOMA

Kara kapkara akan gözyaşlarımız var bugün...
Milletçe kara gözyaşlarımızı akıtacağımız yasımız var. 
Bir avuç kömürü bir somun ekmeğe dönüştürmek için yerin altında kapkara bir dünyada çalışanların, çalışırken kapkara bir ölüme gidenlerin yasını tutacağız. 

 
Bir somun ekmek için yüzlerine bulaşan kara, bugün bir kere daha hepimizin kalbini, vicdanını kapladı. 
Yas tutuyoruz,üzülüyoruz, televizyonun karşısında "bir umut" dua ediyoruz; ama aslında çaresiziz.Hala kaç kişiler, ne oldu, ne yaşandı, kim suçlu , kim suçsuz bilmiyoruz. 24 saattir bilinmeyenler içinde sadece kalbimizdeki acıyı hissediyoruz.Acımız, kalbimizdeki acı, isyanımız, kafamızdaki "niye" çığlığı lüften "milli yas" kadar kısa sürmesin! Milli yas ile üç günle, beş günle sınırlı konuşmayalım bu kez. Unutmayalım bu kez! Bir sonraki kara ölüme kadar "hiçbir şey olmamış " gibi yapmayalım! Soma beş yıl sonra ekranlarda "bundan öncekiler " başlığı altında bir grafik olmasın! 
"Allah'ın takdiri " lafıyla geçiştirmeyelim !
Bu kez unutmayalım lüften ! 
Bir rapora da bu faciayı konu edip, o raporu da tozlu raflarımıza kaldırmayalım. O kadar çok raporumuz varki tozlu raflarda, bir tane daha eklemeyelim. 
Bu kez ne ise tedbiri alalım, alınmasını  isteyelim, takipçisi olalım. Hani özendiğimiz, filmlerden izlediğimiz güzel bir ülkenin mutlu insanları olmak için bu kez gerçekten adım atalım. 
Bir gün bir avuç kömüre uzanan ellerin güvenli çalıştığı bir ülke olalım. Bir gün depremleri evimizde sadece sallanarak atlatabileceğimiz bir ülkenin vatandaşları olalım. Ve lütfen o bir gün, gerçek olsun, hayalde kalmasın ! Yoksa her gün bir avuç kömüre uzanan ölü kara eller, vurdum duymaz vicdanlarımızı sıkacak ! 

19 Şubat 2014 Çarşamba

YALANCI BAHAR

Yalancı bahar bu.. 
Kanmamak lazım ama , olmuyor işte. Mis gibi bir hava var, insan elinde olmadan "hava"ya giriyor, bahar geldi sanıyor. Oysa henüz aylardan Şubat.. Üstelik gökteki güneşin aksine kapkara gündemli bir Şubat.. Aklımdan çıkmayan "gündem", susmayan telefonlarım, okumam gereken gazeteler, internet siteleri, kitaplar, dinlemem gereken açıklamalar, takip etmek gereken sosyal medya... Bazen dev bir okuma okyanusuna düşmüşüm , görünürde hiç kara yokmuş gibi geliyor. Sürekli kulaç atıyorum, bir türlü minik bir ada göremiyorum.
18 Yılım doluyor meslekte, depremler, krizler, devalüasyonlar, birbiriyle geçinemeyen koalisyon ortakları... Bana en zor, en garip, en korkutucu olanı neydi diye sorsanız; bugünü söylerim. Bugün zor... Bugün karışık.. Bugün oyundaki her taş saldırgan, oyundaki her taş korkuyor, her taşın en az bir suçu var, vicdan azabı var, geçmişiyle hesaplaşırken, geleceğinden emin değil. Her taş oyunda kalan son taş olmak istiyor, yenilmekten korkuyor. Belki de bu yüzden hepimiz biraz da kendimizi sorguluyoruz, belki siyasetçi bunu çaktırmadan gece yatağına yattığında yapıyor, gazeteci daha yüksek sesle, vatandaş bağırarak yapıyor... Ama her birimiz ara ara sadece kendimizle kaldığımızda takkeyi önümüze koyuyoruz. Hepimizin takkeyle konuşması bir değil, hepimiz ertesi güne aynı doğru kararlarla uyanmıyoruz, kimimiz ayakta kalmaya çalışıyor, kimimiz ise karşısındaki düşmanı yenmek dışında hiç bir şey görmüyor. 
Şubat'ın yalancı baharında güzel bir roman okuyacak zamanın olduğu bir ülke istiyorum. Kitapçıya gidip sinema dergisi alacak kafada olmayı istiyorum. Yeşilin kentlere daha çok egemen olabilmesi için çevrecileri , paysaj mimarilerini konuşturup, kent sohbetleri yapabilmeyi istiyorum. Hani her semtte yüzme havuzu olacaktı sorusunu yöneltebilmek istiyorum. Cebimdeki paramın durup dururken yok olmadığını, aksine şöyle bir huzura erdiğimi hayal ediyorum. Şimdiden "erken rezervasyonumu " yaptırmışım, uçak biletlerimi de almışım. Biz de öyle son dakika iptalleri olmaz, çok Avrupa'lıyız havasına girmişim. 
Kafamda rahat, rüyamda elimde kılıçla cenk etmiyorum, bakanlar kurulunda bir sinek olup konuşulanları dinlemiyorum, adada sorunu çözen müzakereci hiç değilim. 
Yalancı baharın yalancı yazısı bile bu kadar... Gitmem lazım. Akşama yayın var, bu nedenle de "saç- makyaj " isimli bir saatlik eziyete kendimi kapatmam lazım .
Hoşçakalın