19 Şubat 2014 Çarşamba

YALANCI BAHAR

Yalancı bahar bu.. 
Kanmamak lazım ama , olmuyor işte. Mis gibi bir hava var, insan elinde olmadan "hava"ya giriyor, bahar geldi sanıyor. Oysa henüz aylardan Şubat.. Üstelik gökteki güneşin aksine kapkara gündemli bir Şubat.. Aklımdan çıkmayan "gündem", susmayan telefonlarım, okumam gereken gazeteler, internet siteleri, kitaplar, dinlemem gereken açıklamalar, takip etmek gereken sosyal medya... Bazen dev bir okuma okyanusuna düşmüşüm , görünürde hiç kara yokmuş gibi geliyor. Sürekli kulaç atıyorum, bir türlü minik bir ada göremiyorum.
18 Yılım doluyor meslekte, depremler, krizler, devalüasyonlar, birbiriyle geçinemeyen koalisyon ortakları... Bana en zor, en garip, en korkutucu olanı neydi diye sorsanız; bugünü söylerim. Bugün zor... Bugün karışık.. Bugün oyundaki her taş saldırgan, oyundaki her taş korkuyor, her taşın en az bir suçu var, vicdan azabı var, geçmişiyle hesaplaşırken, geleceğinden emin değil. Her taş oyunda kalan son taş olmak istiyor, yenilmekten korkuyor. Belki de bu yüzden hepimiz biraz da kendimizi sorguluyoruz, belki siyasetçi bunu çaktırmadan gece yatağına yattığında yapıyor, gazeteci daha yüksek sesle, vatandaş bağırarak yapıyor... Ama her birimiz ara ara sadece kendimizle kaldığımızda takkeyi önümüze koyuyoruz. Hepimizin takkeyle konuşması bir değil, hepimiz ertesi güne aynı doğru kararlarla uyanmıyoruz, kimimiz ayakta kalmaya çalışıyor, kimimiz ise karşısındaki düşmanı yenmek dışında hiç bir şey görmüyor. 
Şubat'ın yalancı baharında güzel bir roman okuyacak zamanın olduğu bir ülke istiyorum. Kitapçıya gidip sinema dergisi alacak kafada olmayı istiyorum. Yeşilin kentlere daha çok egemen olabilmesi için çevrecileri , paysaj mimarilerini konuşturup, kent sohbetleri yapabilmeyi istiyorum. Hani her semtte yüzme havuzu olacaktı sorusunu yöneltebilmek istiyorum. Cebimdeki paramın durup dururken yok olmadığını, aksine şöyle bir huzura erdiğimi hayal ediyorum. Şimdiden "erken rezervasyonumu " yaptırmışım, uçak biletlerimi de almışım. Biz de öyle son dakika iptalleri olmaz, çok Avrupa'lıyız havasına girmişim. 
Kafamda rahat, rüyamda elimde kılıçla cenk etmiyorum, bakanlar kurulunda bir sinek olup konuşulanları dinlemiyorum, adada sorunu çözen müzakereci hiç değilim. 
Yalancı baharın yalancı yazısı bile bu kadar... Gitmem lazım. Akşama yayın var, bu nedenle de "saç- makyaj " isimli bir saatlik eziyete kendimi kapatmam lazım .
Hoşçakalın 

1 yorum:

menderes uysal dedi ki...

Ne eylerse güzel eyler derler ya işte öyle bir şey bnim arkadaşım yazarsa güzel yazar eline gönlüne sağlık güzel insan iyi dost .