SÖZLER VE KİTAPLAR

Semire Fakih- Bir Ben Geçti Buradan Gördünüz mü?

*Yazsam kaleme acıyorum, yazmasam yüreğime...

*Varsayın ben bir serçeyim.
Eğer varsa bu dünyanın pervazı,
Bilin ki siz içeride, ben dışarıda üşümekteyim.

* Öğreneceksen eğer, kimseden gitmemeyi öğren
Kimsenin arkasından gitmemeyi, öğrendiğin kadar...

*Hepimiz aynı kaldırımlarda ayrı köşeleri tutmuş, yüreğimizden geçmekte olanlardan mutluluk diliyoruz.

* Yaşamı tek kullanımlık bir süreç olarak gördüğünden, "yaratılması lazım anıların" ertelenme lüksünün bulunmadığının altını hep çizili tuttu.

*Yüreğinde salıncaklar kurulu olsa da yaşamına eklenen yıllara ayak uydurmaya çalıştı.

* ACI KAHVE
Cenazemde değil masamda buluşalım dostlar
Sohbeti arkamdan değil, benimle yapın dostlar,
Eğer akıtacaksanız o kıymetli yaşlarınızı,
Gidişime değil, susuşuma ağlayın dostlar

*Kimi insanda dil; en iyi silahtır.
Her kullanıldığında yürek kırbaçlayan...

* Yaşam; denizin dalgası gibi serttir. Dağ isen döver geçer, kum isen alır gider .

*Yaşımızı yıllar değil de yaşadıklarımız belirlesin.
Örneğin; gülüşlerimiz bir sayılsın, acılarımız iki!

*Zihnimde de olsa Azrail tepemde durmuş, yaşamı kursağıma diziyor. Bundan sonraki hayatımı, "onu sınırda devreye beklerken ters köşeye yatırıp" yaşamaya çalışacağım, tam bir sınır kaçağı gibi.

*Çökmüş ruhlarınız molozlarını, sizi yıkanların ayaklarına doğru süpürmeyin. İzin verin onları yüreğinizden dostlarınız temizlesin.

*Kimsenin kalbini kırmayın. Enkazında siz de kalabilirsiniz.

* En derin mezar; insanın yaşadıklarını gömdüğü kalbidir.

*Giderken, bir şey demesen de
Hatta arkanı dönmesen
Hiçbir şey almayıp vermesen de
Ayak izin hep yüreğimde.

* Güneş her sabah insanın kendi içinde doğmalı.
Hep birinin güneşiyle ısınmaya çalışırsan,
Gün gelip onlarınki battığında
İlk üşüyen sen olursun



 

Jose Ortega Y Gasset – Kitlelerin Ayaklanması

*Geçmişi inkar etmek saçma ve aldatıcıdır, çünkü geçmiş “insanın doğal halidir, dört nala geri döner “…



*Ayaklanan kitle her türlü din ve bilgi yeteneğini yitirmiş bulunuyor. Bağrında siyasetten başka şey barındıramıyor, aşırılaşmış, dizginlerinden boşalmış , kendinden geçmiş bir siyaset ; öyle , çünkü bilginin , dinin , sağduyunun yerini alma iddiasında – oysa onlar özleri gereği , insan zihninin doğasında olmayı hak eden tek şeydir.



*Bizim çağımıza dehşetengiz içeriğini veren şey, kitlelerin tüm yazgılar gibi heybetli, dizginlenmesi olanaksız ve belirsiz ayaklanmasıdır : Ezip geçen , şiddetli bir ruhsal ayaklanma.



*Zeki kişi hep kendini aptallığın iki parmak ötesindeyken yakalar, içine düşmesine ramak kalmış olan aptallıktan kaçınabilmek için bir çaba gösterir, zeka işte o çabadadır. Oysa aptal kendinden hiç kuşkulanmaz : Kendini ferasetli sanır, salağın kendi mankafalığına imrenilesi bir rahatlıkla güzelce yerleşip kalması bundandır.



*Kuralların yokluğudur barbarlık, başvurulacak mercii bulunmayaşıdır.



*Kitle , kendi kendisinden başkasıyla yaşamayı istemiyor. Kendi kendisi olmayan şeyden ölümüne nefret ediyor.



*Geçmiş özü gereği gerisingeri dönücüdür. Kapıdan kovarsanız bacadan girer, engellemenin yolu yoktur. O nedenle onu aşmanın tek çaresi kovmamaktır. Onu hesaba katmaktır. Ondan kaçınabilmek , onu savuşturabilmek için onu göz önünden ayırmamak, sözün kısası ; tarihsel konjonktüre tam duyarlı bir bilinçle, çağında düzeyinde yaşamak gerek.



*Yönetmek demek iktidara el koyma hareketi demek değildir, sakin sakin iktidar olmak demektir.



*Açığa alınmış bir yaşam ölümden beter kendini inkar etmek demektir. Çünkü yaşamak belirli bir şey yapmak –bir görevi yerine getirmek – zorunluluğudur ve varlığımızı bir şeye adamaktan kaçındığımız oranda yaşamımızın içini boşaltmış oluruz.
 
* Tarihin tüm erkeksi çağlarının özelliğinin kadına karşı ilgisizlik olduğunu söylemek zorundayım. Kadın yaşamın dibine itilmiştir, öyle ki, uzaklardan bakmak durumunda olan tarihçi onu belli belirsiz görür.










 BİTMEYEN AŞK- PINAR KÜR 

* Kişi eski sevdiklerini hatırlamaya, başkalarını sevebileceğini algılamaya – ne kadar kendisinden de saklasa bunu- başladığında başlıyor karşısındakinden kuşkulanmaya… Bilincine varılmamış olabilir ama çözülmenin ilk belirtisi bu işte.



ERTUĞRUL ÖZKÖK KIRK7

*Fransız psikologları son yıllarda "narsist pervert " tiplemesi üzerinde duruyor
Bu canavar, aşırı şişmiş egoya sahip bir manipülatördür. Sahip olduğu cezp etme gücünü, başkalarını hakimiyetine almak için kullanır. Başaramaz , agresifleşirler, karşısındakinin dengesini bozmaya ve tamamen kendine bağlamaya uğraşırlar .

* İnsan görme duygusunu kaybederken ilk ihanet eden renk mavi oluyormuş. Önce mavi renk gidiyor.

*Her kuşun eti yenmez, kandınla her yatağa girdiğinde sevişilmez. "Good old days" yani eski güzel günler geride kaldı. Kadın artık güçlü ve "başım ağrıyor " bahanesine bile ihtiyacı yok. Kadınlık ile dişilik arasında ince bir çizgi var, ne o çizgiyi ne de haddini aşacaksın.
Bazı geceler yatakta "seks yerine saksı " bulursan, çiçek çocuk olacaksın, şefkatle sarılacaksın, onu da abartmayacaksın.

*Samimiyetle sahtekarlık arasındaki çizgi çok incedir ama kadın çok iyi bilir, hemen anlar. Her erkeğin içinde bir sahtekar vardır. O sahtekarlar da ikiye ayrılır: şirin ve katlanabilir sahterkarlar ; sersem ve sinir bozucu sahtekar.



*AKRA'DA BULUNAN EL YAZMASI - PAULO COELHO
-Yenilgi nedir ?
Sadece pes edenler mağlup olur, diğer herkes galiptir.
Gün gelecek zor dönemler dinlemek isteyenlere gururla anlatılan öykülerden ibaret hale gelecek ve herkes anlatılanları saygıyla dinleyip üç önemli şey öğrenecek.
Bekleyip doğru anda harekete geçebilmek için gerekli sabra sahip olmak .
Bir sonraki fırsatı elden kaçırmayacak kadar bilge olmak.
Ve yara izleriyle gurur duymak...Yara izi yarayı açan kılıçtan daha etkilidir.

- Mağlubiyet nedir ?
Mağlubiyet, yürekliler içindir. Kaybetmekten şeref, kazanmaktan ise mutluluk duymak yalnızca onlara özgüdür.

-Hiçbir işe yaramıyorum !
Tanrı'nın mucizesinin en büyük alameti yaşamın kendisidir.
İşe yaramaya çalışma. Kendin olmaya çalışman yeterlidir ve büyük bir fark yaratır.

-Sevgi, benimle asla konuşmak istemiyor!
Sevgilerine karşılık bulma beklentisiyle sevenler boşuna vakit kaybederler.
Sevgi bir alış veriş değil, bir inanç eylemidir.

Gidenin güneşi de beraberinde götürmediğini ve yerinde kasvetli bir karanlık bırakmadığını keşfederiz. Giden gitmiştir. Her vedanın ardında bir ümit gizlidir.
Sevmek ve sevdiğini kaybetmek hiç sevmemiş olmaktan iyidir.

- Hayatta kalanlar çocuklarına ne öğüt vermeli ?
Sevilmek için herhangi bir bedel ödemekten kaçın, çünkü sevginin bir bedeli olmaz.

Mutlu günlerinde yanında olan kişilerle dostluk kur. Ruhlarında kıskançlığa ve hasede yer olmayan bu kişiler , senin mutlu olduğunu görmekten mutluluk duyar.

İncinmekten çekinmeyenlerle dostluk kur, çünkü onlar kendilerine güvenen insanlardır, herkesin her an tökezleyebileceğini bilir ve bunu bir zayıflık olarak değil, insanlığın bir alameti olarak görürler.

Açmak istedikleri tek kapı, yüreğinin kapısı olan insanlarla dostluk kur. Onlar senin rızan olmadıkça asla ruhunu işgal etmeye yeltenmeyecek , açtığın kapıdan içeri asla zehirli oklar atmayacaktır.

-Her şeyi kaybettiğimizde kullanmamız gereken silahlar
Silahların en korkuncu sözdür, insanın yaşamını tek damla kan akıtmadan mahveder ve açtığı yaralar asla kabuk tutmaz.

-Düşmanlarımız kim ?
Düşman, eline kılıcını alıp karşına dikilen kişi değildir. Hançerini arkasında gizlemiş halde yanı başında duran kişidir.

- Uyudum ve sandım ki yaşamak safi Mutluluk imiş,
Uyandım ve gördüm ki yaşamak Görev imiş,
Görevimi yerine getirdim ve gördüm ki yaşamak Mutluluk imiş.

(Üç büyük din mensupları kadınlar, adamlar, çocuklar Kudüs'te toplanırlar. Kıpti isimli Yunanlı bir adamı dinlemek için... Adamın tek bir isteği vardır, o gece sorular üzerine anlatacaklarını dinleyicilerin dünyaya yaymaları... Kıpti'nin sözleri bugünün dünyasında insanın ta iliklerine işliyor... Ben bir gecede okudum. Tavsiye ederim . HF )





*DÜĞÜMLERE ÜFLEYEN KADINLAR - ECE TEMELKURAN'DAN...

-Yaseminler rüyalarını unutmazlar. Eve getirip gümüş tabağa koyarsanız yavaşça açılır, geceyi hatırlar ve size beyaz rüyalarını fısıldarlar.

-Başka kadınların çaresizliklerine öfkelenen kadınlar muhakkak kendi çaresizliklerine öfkeleniyorlardır.

-İnsan bir kez bir sınır geçince artık hangi sınırları ne kadar geçeceğini hiç kestiremiyor. Kaybolduğunuz çöl, sizi bulanla aynı olmuyor.

-Göreceksiniz ki hayat bizim nefesimizde..

-Bahçene hak etmeyenleri sokma!
Kızına ihanet etme!
Erguvanları görmeyene gösterme !
Kılıç tutmayı öğren
Tamah etme, hayret et.
Kimseye teslim olma.
Yürümeye devam et
Kız kardeşine güven.

-Bir kadın zamana ve aşka aynı zamanda yeniliyorsa, iflah olmaz.

- Biz vurmayı dokunmak, kırmayı sevmek, öfkelenmeyi inanmak sanan çocuklardık. Ne kadar sevilsek tamir olmayız.

- 1-Asla yapmadığınız bir şey için özür dilemeyin
2- Kendinizi gerğinden fazla açıklamaya çalışmayın
3- Asla başarılarınızı hafife almayın
4- Hiçbir zaman lafa "Yanlış düşünüyor olabilirim ama..." diye başlamayın
5- İstemediğiniz sorulara asla cevap vermeyin
6- Hayır demekten kaçınmayın
7- Kendinize 7. kuralı bulun


- Teslim olunca insanın göbeğinde, göbek deliğinin etrafında ... Daha önce orada olduğunun farkında olmadığı bir yara peydahlanıyor. Artık o yaranın sızısı ancak o teslim olduğun kişi orada olunca geçiyor. Hayatta kalmaktan daha çok düşündüğün bir başka şey oluyor artık. Böylece küçülüyorsun, yumuşuyorsun, güçsüzleşiyorsun...




(Hepimizin gönül sokağında kadınlar yaşıyor. Benim sokağımdaki kadınlar bu kitabı okurken, salona doluştuk. İlk sayfayı okumaya başladık, daha sayfa bitmeden  müzik koymaya karar verdik. Ertesi akşam mumları da yaktık. Bir baktık , geceler hepimizin oldu. Benim tüm hallerim birarada.. Bazen bir yanım ağladı, bazen diğer yanım kahkaha attı, bazen çok bilmiş halim ayağa fırlayıp "işte bu işte bu! Sana kaç kere anlatmaya çalıştığım bu diye haykırdı ! Aşka hep yenilen ama artık zamana da yenilmeye başlayan kadınlar sanırım başka okuyor bu kitabı... Ya da ben ve benim hallerim öyle hissettik. Kısacası düğümlere üfleyen kadınları açınca, içinden düğümlere üfleyen bir ben çıktı. Okunmalı. - Hande Fırat )












*BİR İNSAN, HEP ALELADE GÜNLER GEÇİRMEK DIŞINDA HER ŞEYE DAYANABİLİR.
TEHLİKELİ YAŞA, DOĞRU YAŞARSIN.
GOETHE






*
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,hayatıma anlam veren mucizem ol...

Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sı
...caklığa al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına...

Zamanla su, buhar olmaya,ateş, kül olmaya başlamış.Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de

alıp gitmiş uzak diyarlara su...

Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...

Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış;aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını....
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.

İşte o zamandan beridir ki:Ateş sudan,

su ateşten kaçar olmuş..Ateşin yüreğini sadece su,
Suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...


* Can Yücel






* SEN BENİM YARADAN'DAN ÖTÜRÜ YARADILANI SEVİŞİM, BİR ADIM GELENE ON ADIM GİDİŞİM VE HERKESİ OLDUĞU GİBİ KABUL EDİŞİMSİN. SEN BENİM BUGÜNÜME ŞÜKÜR VE YARINIMA DUA EDİŞİM, AZLA YETİNİŞİM, ÇOĞA GÖZ DİKMEYİŞİMSİN VE KAPANMAYAN AVUÇ İÇİMSİN.


*AŞKIMDAN DEĞİL, AKLIMDAN BIKTIM USANDIM...SANA AŞIK OLMUŞUN AKIL İLE NE İŞİ VAR ?


*SUSKUNLUĞUM ATEŞLERİ İÇMEKTİ, İÇTİM...
YALNIZLIĞIM BOYNUMA ÇÖKEN HÜKÜMSÜZLÜKTÜ, HÜKÜMSÜZÜM...
HAFIZAMDAKİ BÜTÜN HARFLERİ DÖKTÜM, ALFABESİZİM...

*AŞKIN GÖZYAŞLARI- HZ MEVLANA- SİNAN YAĞMUR








* BOŞYERE CANI YANMAZ İNSANIN... YA BİR EKSİKLİK VARDIR GELECEĞE DAİR... YA DA BİR FAZLALIK GEÇMİŞTEN GELEN.... 

FUZULİ



*HER TRAJEDİNİN ÜZERİNE SAĞANAK GİBİ BİR "EĞER" YAĞMURU YAĞAR VE BU "EĞER"LER TRAJEDİYİ YAŞAYAN KİŞİNİN ÖMÜR BOYU SIRTINDA TAŞIYACAĞI TAŞ YÜKLÜ BİR ÇANTAYA DÖNÜŞÜR. BİZİ KURTARMAK İÇİN ATILMIŞ BİR İPMİŞ MİSALİ "EĞER" LERE TUTUNARAK TIRMANINCA, İNSAN HER  "EĞER" DEN SONRA DAİMA BİR BAŞKASININ, SONRA BİR BAŞKASININ DAHA GELDİĞİNİ FARKEDER VE NİHAYETİNDE PERİŞAN BİR BİÇİMDE DÜŞMEDEN ÖNCE TESLİM OLMAK ZORUNDA KALIR.   
 SUSANNA TAMARO- SONSUZA KADAR


*HER KALP EN GİZLİ KÖŞESİNDE BİR BİLGELİK KIRINTISI SAKLAR,  MUTLU OLDUĞU BİR YERİ , BİR ANI HATIRLAR VE BU YERİ ÖZLER, MEVSİM DEĞİŞİKLİĞİNDE VATANLARINA DÖNMEK İSTEYEN GÖÇMEN KUŞLAR GİBİ ORAYA GERİ GİTMEYİ ARZULAR.  
SUSANNA TAMARO- SONSUZA KADAR

 




*Yavaş yavaş ölürler Seyahat etmeyenler.Yavaş yavaş ölürler Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.


Yavaş yavaş ölürler Alışkanlıklarına esir olanlar,Her gün aynı yolları yürüyenler,Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,Bir yabancı ile konuşmayanlar.


Yavaş yavaş ölürler heyecanlardan kaçınanlar,Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar.


Yavaş yavaş ölürler Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.

Pablo Neruda






*SABAH ERKEN KALKMAZSAN GÜNEŞİN DOĞUŞUNU ASLA GÖREMEZSİN.DUA ETMEZSEN, TANRI DAİMA YANINDA OLSA BİLE O'NUN VARLIĞINI HİSSEDEMEZSİN.
PAULO COELHO- ELİF
TAN
 * TANRI'YI BİLEN TARİF ETMEYE YELTENMEZ, TARİF EDEN TANRI'YI BİLMEZ 
PAULO COELHO - ELİF






*HEPİMİZ KENDİMİZDE ÇÖZEMEDİĞİMİZ SIRLARIN İPUCUNU BAŞKASINDA ARIYORDUK. BİRBİRİMİZ İÇİN AYNA GİBİYDİK. AMA O AYNADA GÖRÜNTÜLER ÇOK BULANIKTI. 
AHMET ALTAN- TEHLİKELİ MASALLAR

 




*SORABİLMEK İÇİN EVVELA ÖĞRENMEK LAZIM
GOETHE






*ALLAHIM;
BANA DEĞİŞTİRMEYE MUKTEDİR OLDUĞUM ŞEYLERİ OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEK İÇİN LAZIM OLAN SUKUNETİ, 
DEĞİŞTİREBİLECEK KUDRETTE OLDUĞUM ŞEYLERİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN LAZIM OLAN CESARETİ 
VE İKİSİNİN ARASINDAKİ FARKI TAKDİR EDECEK ZEKAYI İHSAN ET... 
İNCİL



* İYİ BİR DÜŞÇÜ UYANMAZ. BEN HİÇ UYANMADIM.
FERNANDO PESSOE - ŞEYTANIN SAATİ